1959’da Kayseri’de
açtı gözlerini dünyaya... daha çocukluğunu
tamamlamadan büyük sorumluluklar aldı sonra da
geldi başkent’e ve çalıştı... son nefesini verene
dek hep çalıştı O... Ülkesi için çalıştı, milleti
için çalıştı, vatanı için çalıştı… Gün, geceyi;
gece, günü kovaladı ve o, yine çalıştı inandıkları
için, sevdikleri için ve çocukları için. Yani bir
gün ardında bırakacağını bildikleri için...
Sevdi ve sevildi. Belki de diğerlerinden O’nu
ayıran en büyük şansıydı bu. Zaten sevmek ve
sevilmek dışında fazlaca yer vermedi yaşamında
şansa. Bir şeylerin onu bulmasını beklemek yerine,
çalışarak elde etmeye inanıyordu çünkü o.
Çalışarak ve elde ettiklerini paylaşarak.
Kitap aşkı kuşku götürmezdi ve okuduğu her
cümlenin içinde geliştirdi kendini, tek bir kelime
dahi unutula gelmiyordu onun zihninde. Ve paylaşma
sevdası onu bu konuda da bir şeyler yapmaya itti
hep. Birilerinin hayatını değiştirdi, birilerinin
gelişimine katkısı oldu.. ve birileri mütemadiyen
onu dinlemekten zevk aldı. Hatta öyle ki hemen
hemen konuştuğu her kimse “zevk aldı” onunla
muhabbetten. Çünkü tatlıydı dili ve bilirdi kimle
ne konuşulacağını…
Zamansızdı gidişi elbet, kim bilir daha ne çok
deha vardı onun gözlerindeki ışıkta aktaramadığı.
Engin bilgi ve
birikimiyle, bu dünyaya gözlerini yumup, gerçek
dünyaya açtığında da o, çalışıyordu hala... Bir
sonraki durağına adım atıyor ve ülkesinin en büyük
sektörel zirvesini yapmaya gidiyordu Erzincan’a.
İlkini de o yapmıştı ve ikincisinin yapılması
gerektiğine inanmıştı. İşte o yolda şehit oldu.
Hoşgörüsü, cana
yakınlığı, insan sevgisi ve hayranlık uyandıran
zekâsı ile bir kartal uçtu gökyüzüne… Bizlere
tebessüm ederek “elveda” dedi.
O’nu yaşatmaksa, ardında bıraktıklarına ve
inandıklarına sahip çıkmakla olacak kuşkusuz.
Bir gün bir yerlerde tüm sevdiklerimizle buluşmak
üzere